8 Ağustos 2019 Perşembe

11. Servas Barış Okulu, Ekinci Köyü (Aydiy) Antakya, Türkiye 2019


Yerelde Evrensel bir Eğitim Modeli; Servas Barış Okulu
Deneyim paylaşımı…
Mehmet Ateş,
Koordinator
Antakya, 2019
Nasıl Bir Okul? Barış Okulu hayat bilgisi ve kültürüdür. Dünyanın bilgi ve kültür birikimini köye taşımayı amaçlayan ve bunu yaparken barış duygularını büyütmeyi arzu eden bir okuldur. Aynı anda Antakya’nın kendine özgü kültürel çeşitliliğini ve barış içinde yaşama deneyimini dünya ile paylaşma girişimidir.
Felsefesi? Her insan bir şey öğretebilir. Ve her bilgi değerlidir. Fırıncı ekmek yapmayı, köylü insanlar salça yapmayı, kimi insanlar da matematik, astronomi, yoga, doğa sanatı, Fransızca, İngilizce, Arapça, bir Afrika dili ya da halk dansları öğretebilir. Dolayısı ile bu okulda herkes gönüllü çalışabilir.
Yeri? Her yer okuldur … Sokaklar, bahçeler, zeytin tarlaları, dere yatakları, okul bahçesi ya da evlerin içleri… Her mekan bir eğitim ve paylaşım alanıdır.



Nasıl işler? Barış Okulu tüm çocuklara ücretsizdir. Fırsat eşittir. Kayıt yoktur. Müdür de yok. Müfredat ve atölyeler gönüllülerle beraber her gün yenilenir. Ekleme ve çıkarmalar yapılır. Çocuklar Barış Okuluna isteyerek katılırlar.
Konaklama? Yurt dışından ve içinden gelen gönüllüler köyde ailelerin yanına yerleştirilir. Buyüzden kültür ve bilgi değişimi gün boyunca aile üyelerinin hepsi ile devam eder. Bu sayede güzel düşünceler kolay filizlenir.
Bütçe? Bu okulda bütçeye gerek yok. Köy içinden ve dışından gönüllü insanlar kırtasiye, ulaşım ve araç gereç için destek oluyorlar. Barış Okulu 11 yıldır ve bu kadar çocukla para olmadan eğitim yapılabileceğini ve bunun sürdürülebilirliğini gösterdi. Dünyanın farklı bölgeleri için bir model olabilir…
Kazanımlar? Bu okulda çocuklar küçük yaşta evrenselleşme sürecine giriyorlar. Farklı ülkelerden insanlarla tanışıyor, kimi zaman onlarla beraber yaşıyorlar ve yüzleri dünyaya doğru dönüyor. Aynı anda yerel kültür ve bilgi birikimini de bu okulda öğreniyorlar. 11 yıl içinde İngilizce öğretmeni sayısında büyük artış oldu. Bu okulda büyüyen çocuklar şimdi aynı yerde gönüllü olarak çalışıyorlar. Müzik, resim, sinema, drama ve başka alanlara ciddi bir artış oldu. Aileler daha açık hale geldi. Çocuklarının yurt içi ve dışına çıkmaları konusunda korkuları azaldı. Köyden gönüllülerin yurt dışına seyahatleri arttı. Ve en önemlisi hayaller büyüdü. Her şeyin mümkün olabileceği fikri serpildi…

Tarihleri? Her sene 03-23 Temmuz arası.
Yazın rüzgar sürekli eser Antakya’da. Ekinci (Aydiy) köyünde daha çok eser. Ve bu yüzden tatlı geçer yaz. Ve bu yüzden hava açık havada öğrenmek kolay olur. Çocuklar köyün farklı yönlerinden gelip salyangozlar gibi yavaş yavaş ve istekle vardılar Barış Okuluna. Her sene olduğu gibi…

Bu sene 110 çocuk ve 25 gönüllü ile hayata geçirdik 11 yaşındaki Barış Okulunu. En yaşlı ve en dinamik gönüllümüz 71 yaşındaki İtalya’dan Rosa ve en genç gönüllümüz ise bu okulda büyüyen 15 yaşında Naz idi. Sabah çemberi ile başladık her gün. Çemberde 4 yaşında çocuk da vardı 15 yaşında da.  Dünya dillerinde selamladık birbirimizi. Köyün anadili Arapça ile... Sonra Türkçe, İtalyanca, İngilizce, Almanca ve diğer dillerde… Bahçelerde ısınma oyunları ile koştuk, coştuk, sarıldık ve kahkahalar komşuları uyandırdı. Kızmadılar. Çocukları erkenden uyanıp Barış Okuluna gelmeye iten bir dürtü vardı. Normal okul zamanlarında olmayan… Ahmet ve Nehir’in annesi Selda; “Bu okul başladığında çocuklara can geliyor. Heyecan doluyorlar. Kendi başlarına erkenden kalkıyorlar.” Diye şaşkınlığını ifade ediyor. 
Bahçede etkinlikleri yaparken yorulduk çoğu zaman. O anlarda komşuların kahveleri, çayları ve soğuk suları imdada yetişti. 
 Servas Barış Okulu insanlar, kültürler, diller, dinler, ülkeler ve doğa ile barışçıl bir ilişki kurmayı amaçladı yine. Çocuklara incitmeden tüketmeyi, ilişki kurmayı, geri dönüşümü, birbirimizin dili ile şarkı söylemeyi öğretti. Ve en önemlisi üstünlüğü değil eşitliği, yarışı değil işbirliğini amaçladı ve uyguladı. Çocuklar dünya barışını birbirimizin evlerine konuk olarak gerçekleştirmeyi amaçlayan ve 1950lerden beri var olan Servas dünyasını öğrendiler. Büyüyünce bu ağa dahil olmanın hayalini kurdular. Kültürler arasında güzel duygular geliştirmek için kendi topluluklarını tasarladılar. Doğa keşif gezileri ile zeytin tarlalarını, dere yataklarındaki bitki ve kuş çeşitliliğini keşfettiler. Doğa sanatını (Land art) ve ağaçların ilginç dünyasını öğrendiler.  Derenin suyuna girip coşku ile yüzdüler. Köyün abileri ablaları çocuklara doğa dostu eski oyuncakları yapmayı ve kullanmayı öğrettiler. Çocuklar için felsefe atölyelerinde ile sorgulayıcı hikayeler okudular. Sıklıkla Neden? diye sorup tartıştılar. Her gün eski sokak oyunları oynandı. Terledik. Tablet ve teknoloji bu okulun içine girmedi hiç. Çocuk Fotoğraf ekibi (Renkler) aldıkları eğitimden sonra her gün bir tema alıp köy içini gezdiler ve  fotoğraflar çektiler. Köy insanları ile ilgili deneyimlerini heyecanla anlattılar. Konular; Köyün bebekleri, ihtiyarları, meyve sebzeleri ve çevre kirliliği oldu. 
Okulun başka bir tarafında çok dilli koronun kuş cıvıltısı çocuk sesleri sokağa neşe verdi. Kısa film çekti çocuklar. Kendi başlarına. Yaklaşık 300 ailenin katıldığı Barış Okulu gecesinde çıkan tüm ürünleri paylaştık. Ailelerin yüzlerinde tebessüm ve gurur belirdi… Gönüllülerde değerli bir işi yapmanın haklı gururu ve özgüven hissi…

Gönüllüler hayalini kurdukları dünya için bir şeyler yapmanın mutluluğu içinde idi. Birbirlerinden ve çocuklardan çok şey öğrendiler. Birlikte çalışmanın ve güzelleştirmenin tadını aldılar. Aynı anda birlikte kaldıkları aileler ile yaşadıkları dostluk, sıra dışı yaşam deneyimi, sevgi ve kültür paylaşımı Barış Okulunu hayatlarının özel bir bölümü haline getirdi. İlk gönüllü deneyimini yaşayan üniversite 
öğrencisi Ilgın ayrılırken gözleri yaşlı ve ona sarılmış çocukları teselli ederken duygularını paylaştı; “Kendi sınırlarımı aşmayı, kabuğumdan çıkmayı, başka yüreklere dokunmayı öğrendim burada”. 25 yıllık resim öğretmeni Tülin acemi bir öğretmen heyecanı ile; “Bu deneyimden tüm dünyayı ilgilendiren çıkarımlar yaptım. Öğrenmek ve öğretmek hepimizin ödevi olmalı. Güzel bir dünya için. Her yaştan her ırktan insan bu deneyimi yaşamalı. Kendimi çok şanslı hissediyorum” diye anlatıyor. Yüreklerinde adil, güzel ve barış dolu bir dünya özlemi olan insanlar geliyor Barış Okuluna. Ve çocuklarla bu değerleri paylaşınca ödevlerini yapmanın tatmini ve huzuru doluyor içlerine. Bunlardan birisi üniversite hocası Pınar idi. Pınar heyecanla anlattı; “Küçük yürekler açıktılar. Bilgileri almaya, uygulamaya ve eğlenmeye hazırdılar. Küçük yüreklerde fark yaratabildiğimi gördüm”. Bilgi ile beslenmeyi hayat felsefesi haline getirmiş olan köyden üniversiteli Burçin; “En kıymetli şeyin paylaşmak olduğunu öğrendim. Gerçek gönüllüğü deneyimledim. Çok şey öğrendim çok şey öğrettim”. diye ifade ediyor. Hayata yeni başlayan genç bir kadın enerjisi ile italya’dan Rosa anlatıyor; “Burada çok güzel bir deneyim yaşadım. Farklı bir ülke, kültür, insanlar ve çocuklar görmek ilginç oldu. Çocuklar çok meraklı, açık fikirli, barışı ve dayanışmayı öğreniyorlar. İtalya’da bunları anlatacağım”. Rosa yaşam
 hikayesi, özgür fikirleri ile genç gönüllüler ve çocuklar için kendine güven ve ideallerin peşinden gitme konusunda güzel bir model oldu. Köyün yaşlıları da ondan ilham aldı. Onu herkes sevdi.  Çok dilli koroda-Renkler- çocuklara farklı dillerde şarkı söylemeyi sevdirerek farklılıklara saygıyı öğreten Müzik öğretmeni Uygar duygularını Arapça ifade ediyor; ”Şayet bir çocuğu güldürebiliyorsam dünya değişir. Çocuklara sokaktaki kuşları, müziği, tiyatroyu, kitapları sevdirebilirsem karanlıkta kalan kalplere ışık vermiş olurum”. Zeytin, nar ve incir ağaçlarının arasında ortak bir sofrada çocuklarla kahvaltıdayız. Veda gibi. Kahkahaları her yönden duyulan ciddi öğretmen motivasyonu ile güzel atölyeler yapan Gökçen duygularını şöyle ifade ediyor; "Gönüllü çalışmanın bu şeklini hiç yaşamadım. Çocuklar çok şey öğrendi. Biz onlarla çok iyi arkadaş olduk. Seneye mutlaka geleceğim".
Servas Türkiye Barış Sekreteri, Şermin de gönüllülerden biri idi. Dramayı da kullanarak cinsler arasında eşitlik üzerine çocuklarla ilginç bir atölye çalışması yaptı. Şermin atölyeyi yaparken ve duygularını anlatırken heyecanlı idi; "Barış Okulu benim için ilginç bir deneyim idi. Çocuklar buraya öğrenmeye ve gelişmeye geliyorlar. Ev sahibi, Sinem, 3 çocuğu ile beraber çok nazik, açık fikirli ve konukseverdi. Bu okul çocuklar, aileler ve bütün köyün gelişimi için çok önemli bir şans. Bu okulu Türkiye'nin ve dünyanın farklı yerlerine taşımak iyi bir fikir olabilir". 

Arkada bazı çocuklar dere suyunda yüzerken çığlıkları geliyor. Barış Okuluna 4 yaşında katılmaya başlayan Naz şimdi 15 yaşında bir gönüllü. 15 çocuğu peşine takip atölyeler yapıyor. Çocuklar ona hocam diyor. Naz anlatıyor; “Bu okulda kendimi nasıl geliştireceğimi, bildiklerimi çocuklara nasıl aktaracağımı öğrendim. Sevginin ve paylaşmanın sınırsız olduğunu gördüm.” Barış Okulunun komşusu, annesi ve bizim ilk yardımımız Seher; çocuklar normal okulda öğrenemeyecekleri konularla karşılaşıyorlar burada. Evrenselliğin ilk adımını atıyorlar, diyor. Barış Okulunun 11 yaşındaki öğrencisi, Danyel ve Şiir’in kızı Rana önce zurnayı çalıyor sonra konuşuyor; “Barış Okulunda resim yapmayı, oyun oynamayı, üflemeli müzik aletleri yapmayı seviyorum. Hiç küslük olmasın. Barış içinde olalım”.
Her sene gönüllü ağırlayan ve tüm gönüllülere Antakya sofrası için davet eden birçok aileden birisi olan Sibel, Rosa ile köfteye yoğururken duygularını şöyle anlatıyor; “Her sene çok güzel insanlar geliyor bize. Çok şey öğreniyoruz. Eğleniyoruz beraber. Çocuklarım arkadaş oluyorlar. Yıl boyunca konuşuyorlar onlarla. Misafirler bizim kültürü de çok seviyor. Arapça ve Türkçe öğretiyoruz onlara. Antakya yemeklerini yapmayı da... Her zaman gelsinler. Ehlen ve sehlen (Hoş gelirler)” Köy halkı yapılanların farkında. Değerini biliyor. Bu okulda çalışanlara saygısını her fırsatta gösteriyor.
Yaşlı ve genç çamların arasındaki okul bahçesinde, kimi zaman ise sokakta yerlere oturmuş ya da uzanmış öbek öbek çocuğun mitoloji, Mısır, Kolombiya, Fas, cinsiyet eşitliği, çocuk hakları, dünya barışı, bitki özlerinden parfüm yapma, İtalyanca, Arapça, İngilizce  dinlerken ve tartışırken izlemek tatlı bir tebessüm yaratıyor. Kamıştan yaptıkları zurnaların çıkardığı müziği dinlemek ve her sene olduğu gibi köyün iyi görünen bir duvarına Barış temalı resimler çizilirken izlemek Barış okuluna ve barışa inancı arttırıyor.
Köyün eski evlerinden biri olan Beyt-it Trob/Toprak evimizde gönüllülerle beraber 10 yıllık Servas Barış Okulu deneyimini anlatan filmi izlemek, okulun geleceği-farklı ülkelerde hayata geçirme ihtimalleri- için beyin fırtınası yapmak duygulandırdı ve umut doldurdu içimizi. Aynı zamanda etkili ve verimli gönüllüğü tartışmak, mültecilerle ilgili film izleyip özellikle Suriyeli mültecilerin yaşadıkları üzerinde fikir ve duygu paylaşmak ve ön yargıları tartışmak herkes için ufuk açıcı sonuçlar doğurdu.  Barış Okulunun yapıldığı köyümüze başka bir yerden davet ettiğimiz Suriyeli bir grup çocuğu dahil ettik. Köydeki çocuklar çocukça davranıp beraber oyunlar oynadılar, aynı kağıda beraber resim çizdiler ve oyuncaklar yaptılar. Çocuklara oyunculuk eğitimini Suriye’den gelip Türkiye’de bir üniversitede sinema eğitimi alan Ayham Arapça ve Türkçe dillerinde verdi.

Gönüllülerle yapılan Antakya gezilerde Antakya’nın çok kültürlülüğünü, eskiye dayanan barış geleneğini ve Barış Okuluna ilham oluşunu konuştuk. Kentin belleğinde önemli yer tutan camileri, kiliseleri, havrayı, ziyaretleri, müzeyi, kadim çarşısını ve Antakya sokaklarını gezdik. Kimi zaman Haytalı tatlısı, kimi 
zaman Künefe ve kağıt kebabı için mola veriyoruz kimi zaman da Habibi Neccar
dağına, Antakya kalesine bakan eski Handa acı süvari kahvesi içtik. Gezi süresince gönüllüler arasında bilgi deneyim paylaşımı yaşanıyor, bağ gelişiyor ve ömürlük dostluklar gelişiyor.
Servas Barış Okulu bu sene de tohumlarını serperek geçti gitti. Çocuklar, köy halkı ve gönüllüler bu tohumları hep sulayacak. Gelecek seneye kadar bu tohumlar filizlenip büyüyecek. Biz bu filizleri büyütmeye çalışırken yeni tohumlar serpeceğiz. John Lennon’un bıraktığı yerden devam edeceğiz hepimiz. Elimizden geldiği kadar… Bu seneki duvarda çocukların yazdığı cümle gibi; “Hayal et! Bütün insanlar hayatlarını barış içinde yaşıyorlar.” Biz hayal kurmaya devam ediyoruz. Ve bu hayale inandığımız için Barış Okulu var…

Mehmet Ateş,
3aydiy-ekinci, Antakya 
09 Agustos 2019 























































































































































2 yorum:

  1. Harika bir deneyimdi. Küçücük yüreklerde minik değişiklikler yapabildiğimizi görmek güzeldi.

    YanıtlayınSil
  2. Eksik olmayınız. Eminim sizler de bizimle aynı yolda yürüyorsunuz...

    YanıtlayınSil